Peygamberlikten sonra en büyük mertebe olan şehitlik vatan uğruna, bayrak uğruna, namus uğruna canını feda edenlere denmektedir. Gündelik hayatta sürekli duyduğumuz şehit terimi Kur'an ve hadislerde de geçmektedir. Kur'an-ı Kerim'de Allah yolunda canını feda eden bir Müslümana şehit denilmektedir. "Allah yolunda öldürülenler için "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz." (Bakara 154.)
Raûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular. "Şehit olmayı Yüce Allah'tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah, rahat yatağında vefat etse bile, şehitlerin derecesine eriştirir." (Müslim, İmâre, 156, 157)
Vatanına canından daha çok bağlı ve sadık bir millet olarak geçmişten bu yana yüz binlerce şehit vermeye devam ediyoruz. Ülkemize duyduğumuz sevgi hiçbir zaman bitmeyecek. Vatanını kaybetmemek uğruna canın dan olan herkes şehitlik mertebesinde yer alır.
"Şehitlerimiz, vatan için canlarını feda eden en değerli kahramanlar dır."
"Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah'ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır." (Al-i Imran, 157)
"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler;
Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymak tadırlar. Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin, Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler." (Al-i Imran, 169-171)
"Cennete giden hiç kimse, yeniden dünyaya dönmeyi ve dünyalık adına herhangi bir şeyin kendisi için olmasını istemez. Şehit olan kimse bunun dışındadır. O, gördüğü o büyük mükafattan ötürü, on defa daha (Allah yolunda) ölmek için dünyaya dönmeyi temenni eder/arzu eder. (Buhari, Cihad, 21)
Kur'an'da "Allah'a ve elçisine itaat eden kimseler, Allah'ın nimetine mazhar olmuş bulunan peygamberler, sıddıklar, şehitler ve iyi/salih kullar ile birlikte bulunacaklardır" (en-Nisa 4/69) buyurularak, şehitlerin Allah katındaki itibarına işaret edildikten sonra Allah ve Resulü'ne itaat eden, yani İslâm dininin getirdiği hükümlere boyun eğen kimsenin de aynı şekilde iyi muamele göreceği belirtilir. Hz. Peygamber de"Kim şehit olmayı içtenlikle dilerse, Allah onu şehitlerin menzilesine ulaştırır, bu kişi isterse yatağında ölmüş olsun" (Müslim, "Imâre", 156-157, Nesai, "Cihâd", 36) buyurarak müslümanın iyi niyet ve samimi arzusunun bile Allah katında üstün bir değere sahip olduğunu belirtmiştir. (Kaynak: İslam İlmihali 1 TDV Vakfi)
"Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, sana âgûşunu açmış duruyor peygamber."
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb... Seni ancak ebediyyetler eder istîâb. M.A.ERSOY
Aziz Şehitlerimiz için El-Fâtiha