Bayram Demir admin


GEL DE ÜZÜLME*

Köşe Yazarımız Bayram Demir Yeni Köşe Yazısıyla Şuhut Postası'nda


Değerli gönül dostlarım, insanlık geniyle öylesine oynadılar ki kendi kendimizi artık tanıyamaz olduk. Eskiden toplum içinde iyi ve doğru olduğu için yapılan veya kötü-yanlış olduğu için yapılmayanlar, şimdi ise tam tersiyle yapılır oldu. Bu değişime GEL DE ÜZÜLME. 
 
*Mesela; 
  -Eskiden büyük büyüklüğünü, küçük de küçüklüğünü bilirdi ,,, şimdi ise bundan eser bile kalmadı, 
  -Büyüklerin, ana-babanın yanında ayak bile uzatılmaz ve fazla konuşulmazdı ,,, artık bunları takan bile kalmadı, 
  -Köy odalarında toplanılır, büyükler tek tek konuşur, herkes o konuşanı can kulağıyla dinler ve hisseden kıssa alınır, küçükler de hem dinler hem de büyüklere hizmet ederdi ,,, artık bunları da ara da bul, 
  -Tüm işler imece usulüyle yapılır, keşik veya yanaşık dediğimiz türde yardımlaşmayla tarladan ekin, harmandan saman-dene kaldırılır, tandırda ekmek beraberce yapılır,  işlerin tamamı bu şekilde bitirilirdi ,,, artık bunlara da el-fatiha denildi, 
  -Eskiden insanlar birbirine her konuda muhtaç oldukları için, selamsız, hal-hatır sormadan geçmezler, küslük ve kavgalar olmazdı ,,, şimdi ise muhtaçlıklar bitti, herkes kendi çapında kral oldu, selamlar kesildi, iyi ilişkiler bitti, 
  -Komşu komşunun külüne muhtaç olduğu gibi, komşu komşunun da kilidi idi. Kapılar kitlenmez, belki sadece bir ip bağlanır gidilirdi ,,, artık günümüzde bırak ipi-sapı, kapıları çelikten yapıyor, çift çift emniyet ve şifreli kilitler taktırıyoruz,    
  -İtibar en büyük sermaye idi, parasız kalınmaz, ihtiyaçlar hemen karşılanır, senet-sepet bilinmezdi. Ödünç para veya mal alan söz verdiği günde öder, bir daha gireceği kapıyı kesinlikle kapatmazdı ,,, şimdi ise kardeşten bile ödünç para alamadığımız gibi, nakitin ve kredi kartın varsa öyle mal veya ihtiyacınızı alabiliyorsunuz, insanların birbirlerine güveni kalmadığı için ne söz vermek geçiyor, ne de senet-sepet kabul ediliyor artık, 
  -Eskiden hatır, gönül bilinirdi. Hatırı sayılanların söylediği bir tek söz kanun hükmünde görülürdü ,,, günümüzde maalesef bunların hükmü kalmadı artık,  
  -Türk toplumunda misafirlik vazgeçilmez bir unsurdu. Boş vakitlerde, genelde akşamları mutlaka evimize ya mihman canlar gelir, ya da bir başkasına misafirliğe gidilirdi. Erkekler bir tarafta, kadınlar bir tarafta hoş sohbet ederler, çocuklar da bir köşede kaynaşır oyunlar oynarlardı ,,, artık gelip gitmeler bitti, herkes kendi evinde açıyor televizyonunu-internetini, alıyor eline o akıllı telefonunu, bırak başkasına misafir olarak gitmeyi, aile içinde bile sohbet-muhabbetler yapılmaz oldu, 
  -Arkadaşlık kutsaldı, arkadaşlar için can verilir, görmeyince durulmazdı ,,, çok şükür günümüzde bunu da bitirdik, herkesin 5000 arkadaşı var ama, gerçekte ve fiili olarak değil,  sanalda artık, 
  -Toplumda ahlak, namus, aile yapısı önceliğimizdi. Kişinin inancına-siyasi görüşüne-rengine bakılmaksızın, değerlendirme ahlaklı mı-ahlaksız mı ona göre yapılırdı, herkes birbirine güvenir ve malını-canını-ırzını emanet ederdi ,,, şimdi ise insanların birbirine güvenleri azaldı, herkes birbirinden hatta gölgesinden korkar oldu. Ahlaktan ziyade kişilerin inancı ve siyasi görüşüne bakılır oldu,  
  -Saygın ve çok değerli bir meslek olan Öğretmene saygı-sevgi bir başkaydı, onu gördük mü korkudan yol değiştirir önünden bile geçemezdik ,,, şimdi ise bu meslek ayaklar altında, öğrenci-öğretmen ilişkisi iyice laçkalaştı, öğrencilerin saygısı neredeyse bitti, 
  -Eğitim süperdi, eskiden bir ilkokul mezunu, şimdiki lise mezununa bilgi bakımından sanki denkti. Eğitim-öğretim ciddiye alınıyordu, öğrencilerde laçkalık yoktu. Her öğrenci okuluna okuyup adam olmak için gidiyordu, belirli bir hedefi vardı ,,, şimdi ise hedef yok, bir amaç yok, okusam ne olacak duygusu hakim, bak okuyanlar ne oldu sanki diyerek okulu-dersleri ciddiye alan yok, 
  -Devlet ve devleti yönetenler baş tacı yapılır, el üstünde tutulurdu. Herhangi bir devlet dairesine girilirken kesinlikle şapka çıkartılır, hazır ol vaziyetinde beklenirdi ,,, şimdi bunları gören var mı ? 
  -Giyim-kuşam düzgündü, herkes bir Anadolu insanına yakışır şekilde giyinirdi. Gelenek ve göreneklerimize uyulurdu ,,, zamana mı ayak uydurduk bilmiyorum, 1000 yıllık giyim-kuşam tarzımız terkedildi. Bazı erkekler-gençler saç uzatıp küpe takar oldu, çoğu kadınlar-kızlar ise erkek gibi giyinip, başına türban-altına daracık kot giyer oldu... 
   
  *Kıymetli dostlarım daha sayılacak, dertleşecek şeylerimiz çok ama, Türk toplumundaki bu değişime, genlerimizle oynanmaya GEL DE ÜZÜLME. Hele hele 40-50 yaş ve üstündeki Canlarımız bu değişimi gerçekten hiç hazmedemiyordur. Fakat yapacak ve elden gelen hiçbir şeyimiz kalmadı maalesef. Köyde, kentte, dağda, bayırda, evde oturduğumuz yerden dünya ile irtibata geçebiliyor ve tüm gelişmeleri takip edebiliyoruz. Kim ne giymiş, kim ne yemiş, kim kiminle fingirdemiş görebiliyor ve onlara özenti duyuyor, yeri geliyor kendimiz de uygulamaya geçebiliyoruz. Zaman bize değil, biz zamana-bu devrana uyduk...Aşk ile 
Bayram DEMİR – Memleket Sevdalısı